Terakki Oyuncuları’nın sergilediği
F.G. Lorca’nın “Don Cristobita ile Dona Rosita’nın
Acıklı Güldürüsü” adlı oyun, lise tiyatrolarında
yaygın olarak var olan müsamere mantığıyla oyun
sahneleme eğilimine, belirli gün ve haftalar kapsamında
düzenlenen skeçlerle sınırlı kalan tiyatro anlayışına
karşı iyi bir yanıt oluşturuyor. Liselerde tiyatro
çalışması yapanlardan genellikle okulun yıl içindeki
etkinliklerine niteliği pek de sorgulanmayacak bir
tiyatro gösterisi hazırlayıp programı doldurmaları,
öğrencileri tiyatroyla haşır neşir edip ‘kültür’
kazandırmaları ve liseler arası yarışmalardan ödülle
dönüp okulun prestijini artırmaları bekleniyor.
Yıl boyunca yapılan tiyatro çalışmaları böylesi
hedeflere entegre olduğundan uzun vadede bir kadro
oluşturup ortaokulda / lisede tiyatro yapan öğrencilerin
sonrasında da ciddi bir tiyatro faaliyeti içine
girmeleri ya da en azından nitelikli tiyatroseverler
haline gelmeleri pek de mümkün olmuyor. Ya da asıl
motivasyon yarışmalarda ödül alıp diğer okulları
sollamak olduğunda, çalışma süreci oyunu yarışmalarda
talep edilen niteliklere göre kurmak üzerine şekillenebiliyor
ve gerek grup içinde gerekse diğer okullarla yaratılan
rekabet ortamı kolektif bir çalışmayla nitelikli
teatral ürünler verilmesini engelleyebiliyor. Bunlar
liselerde çalışma yapanların sık sık gündemine gelen
ve kendi çalıştıkları okullarda mücadele etmeye
çalıştıkları sorunlar. Terakki Oyuncuları’nın sahnelediği
oyunun çalışma sürecinin işleyişi ve ortaya çıkan
ürün gözönüne alınarak değerlendirildiğinde lise
tiyatroları için olumlu bir örnek olduğunu düşünüyorum.
Öncelikle, henüz gelişim çağındaki çocukların algılayış
biçimlerine ve verdikleri ürünlere doğrudan yansıyan
televizyon / bilgisayar dünyasının klişe imgelerinden
ve erkek egemen sistemin dayattığı kalıplaşmış cinsiyet
rollerinden kısmen de olsa uzaklaşmalarına olanak
tanıyan bir oyun metnini, bir Lorca oyununu sahnelemenin,
onları lirizme ve kendilerini yansıtabilecekleri
çocuksu ve naif bir dünyaya davet etmek adına önemli
olduğunu düşünüyorum. Oyuncular birçok sahnede doğaçlama
yapmışlar. Doğaçlamaların ağırlıklı olduğu sahnelerde
Lorca’nın dilinin hakim olduğu pek söylenemez, daha
çok, oyunun genelinde oyuncular kendi dünyalarıyla
Lorca’nınkini bir güzel harmanlamışlar. Belli tiplemeler
tam oluşamamış olsa bile rollerin net dramaturjik
yönelimlere sahip olduğunu hissettirmesi seyircide
öyküye ya da tiplemeye dair bir belirsizlik oluşmasını
önlüyor. Oyun metnine, doğaçlamalar dışında tek
müdahale, orijinalinde oyunun açılışında var olan
Sivrisinek öğesinin, mahsur kaldıkları kuklacı dükkânından
seyircilere oyunun öyküsünü anlatan, oyunun geneline
yayılmış masal anlatıcılarına dönüştürülmesi olmuş.
Bir anlamda kukla oynatıcıları olan sivrisineklerin
oyuna dahil oldukları yerler Rosita’nın düş dünyasını
daha belirgin bir şekilde açığa çıkarmış. Prodüksiyon
çalışmasında, kostüm-dekor tasarımı, müzik ve ışık
kullanımında sadelik tercih edilmiş. Beden kullanımlarıyla
kimi zaman kuklaları taklit eden oyuncular, sanki
oyuncakmış gibi duran bir sahne tasarımının önünde
oynayınca seyircide bir kukla oyunu seyrediyormuş
izlenimi uyanıyor.
Terakki Oyuncuları oyunu çalışırken kolektif bir
çalışma yürütmüş. Oyunun sahnelenmesine kısa bir
süre kalana kadar rol dağılımı netleşmemiş, mümkün
olduğunca çok oyuncu değişik rolleri denemiş. Böyle
bir çalışma yöntemi, oyunun grubun geneli tarafından
sindirilmesini, sahiplenilmesini sağladığı gibi,
rollerin ve sahnelerin zenginleşmesine de yardımcı
olabiliyor ve en önemlisi, anlayış olarak star oyunculuğuna
değil kadro oyunculuğuna vurgu yapıyor. Nitekim
Terakki’nin oyununda sahnede ufak tefek aksamalar
ya da unutmalar olduğunda, sahnenin ve rolün akışına
hakim diğer oyuncular ciddi bir kesintiye mahal
vermeden sahneyi devam ettirebiliyorlar.
Oyun kadrosunu birkaç lise öğrencisi dışında ağırlıklı
olarak ortaokul öğrencileri oluşturuyor. Lise
birinci sınıftan sonra asıl gündemi üniversite
sınavı olan lise öğrencileriyle bir prodüksiyon
çalışmasına girmek hem prodüksiyon sürecini sekteye
uğratıyor, hem de ilk kez üst sınıflarda bir tiyatro
pratiği içine giren öğrenciler, kalıcı bir kadro
oluşumuna pek aday olamıyorlar. Ayrıca ortaokul
öğrencileri yaşlarının etkisiyle ve henüz sınav
stresiyle uğraşmadıklarından çalışma sürecinde
daha enerjik, yaratıcı ve disiplinli olabiliyorlar.
Ortaokul ağırlıklı bir gruptan oluşan Terakki
Oyuncuları bize ilerde bu lisede bir kadro oluşturma
şansı olduğunu gösteriyor.
|