• Anasayfa
  • Hakkında
  • Topluluklar
  • Arşiv
  • Linkler
  • İletişim

Don Cristobita ile Dona Rosita’nın Acıklı Güldürüsü
Cüneyt Yalaz / Tiyatro Boğaziçi

İ.Ü. ÖKM Sahnesi Eğitim Araştırma Topluluğu’nun sergilediği “Don Cristobita ile Dona Rosita’nın Acıklı Güldürüsü” adlı oyunu biri ÖKM’de diğeri B.Ü.’de olmak üzere iki kez izleme fırsatı buldum. Her şeyden önce bir mezunlar topluluğu olan ÖKM – EAT’nin böyle nitelikli ve kelimenin olumlu anlamında profesyonel bir biçimde kotarılmış bir oyun sergilemesinin, hem ÖKM içindeki dengeler açısından hem de mezuniyet sonrası tiyatro yapma girişimleri üzerinde yaratacağı olumlu etki açısından önemli buluyorum.

Öncelikle şunu belirtmek gerekir: Program dergisinden de anlaşılacağı üzere oyuna hazırlık sürecinde F. G. Lorca, “Don Cristobita ile Dona Rosita’nın Acıklı Güldürüsü” adlı oyun, Commedia dell’Arte gibi başlıklarda başarılı bir arka plan çalışması yapılmış. Ayrıntılı bir dramaturji çalışmasının yapıldığı hissediliyor ve bu dramaturji çalışmasının bir uzantısı olarak oyuna yeni bir sahne de eklenmiş.

Prodüksiyon açısından da başarılı bir çalışma olduğunu belirtmek gerekir. Dekorun yapısı ‘kutu kutucuk bir evden’ dünyaya (seyirciye) açılan bir imge yaratıyor. Dekorda ‘dünyanın küçük, minik işleri’ sözlerini anımsatan özenli ve minimal bir yaklaşım var. Uydurukça yapılmış gibi görünen dekor parçaları bir kukla oyunu çağrışımını oyun boyunca egemen kılıyor. Müzikte viyolonsel, klasik gitar ve bariton saksafon çok iyi bir üçlü oluşturmuş. Enstrümanların icrası başarılı, müzisyenlerin oyuna oyuncu olarak da katkı sunmaları hoş bir kumpanya atmosferi uyandırıyor (müzisyenlerin oyunculuk başarıları da -özellikle de viyolonsel çalan arkadaşın- dikkat çekici). Maskeler de belli bir araştırmanın sonucunda başarılı bir biçimde üretilmiş (yalnızca Figaro’nun maskesinin fazla büyük oluşu, başarılı bir oyunculuğu gölgeliyor ve vokal kullanımını kötü yönde etkiliyor).

Oyunculukta disiplinli bir çalışmanın yürütüldüğü hissediliyor. Oyuncular genelde herhangi amatör bir hataya düşmeden başarıyla yorumu aktarmaya çalışıyorlar. Hareketlerin ve mizansenlerin temiz icrası uzun süren bir çalışmaya işaret ediyor.

Bütün bunların yanı sıra bazı eleştiri notları düşmek, kadronun bundan sonraki çalışmaları açısından da ön açıcı olabilir. Bu notların bir kısmı bana ait, bir kısmını ise oyunu B.Ü.’de izleme fırsatı bulanlarla yaptığım konuşmalardan derledim:

ÖKM-EAT’nin sergilediği haliyle oyunun üslubu grotesk ile lirik olanın dengesi üzerine kurulmuş durumda. Fakat oyunun genelinde grotesk üslup daha ağır basıyor ve bu durum, seyirci ile kurulan ilişkide zaman zaman bir soğukluk yaratıyor. Seyircinin sahne üstü ile empati kurması zorlaşıyor. Genel olarak bakıldığında grotesk olanın lirik olanı gölgede bıraktığı söylenebilir.

Lirik ögenin hakim olduğu yerler ise: Rosita-Cocoliche sahneleri, Pierrot’nun sahneleri ve Yeryüzünde Düş Kırıklığına Uğrayanların Yuvası sahnesi. Rosita, Cocoliche sahnelerinde grubun bu aşka nasıl yaklaştığı konusunda bir kafa karışıklığı oluşuyor seyircide. Program dergisinde belirtildiği üzre kaba cinselliğe indirgenmiş bencil aşkla uhrevi, özverili aşkın çatışması sergilenmek isteniyor. Fakat bu uhrevi aşka yaklaşım pek net değil. (Özellikle finalde Cocoliche ile Rosita’nın öpüşmesi bu uhrevi aşkla örtüşmeyen bir jestle aktarılıyor). Lirik bir yoruma yaklaşan Cocoliche’nin oyunculuk üslubunun belli bölümlerde biraz daha yalınlaştırılması (zaman zaman fazla hırçın bir âşık görüntüsü ortaya çıkıyor), Rosita’nın eski melodram filmlerindeki kadınlar gibi dudaklarını büzerek oynamasının biraz törpülenmesi yerinde olabilir.

Pierrot’nun sahnelerinin ise fazla durağan kalması seyirci ile sıcak bir ilişki kurulmasının önüne geçiyor. Pierrot karakterinin daha canlı yorumlanması daha yerinde bir tercih olabilir, panayır tiyatrosu imgesinin oluşmasına daha çok katkı sunabilirdi.

Genel olarak oyunun ritmine bakıldığında dingin bir akışın egemen olduğu hissediliyor. Ne var ki bu ritmik dinginlik oyunun sonlarına doğru sıkıcılaşma riskini ortaya çıkarıyor. Özellikle dolap sahnesinden finale kadar giden bölümde ritmin yükselmesi beklenirken (hatta Lorca’nın metninde bu bölüm neredeyse bir fars gibi ele alınmış) bu yükseliş gerçekleşmiyor. Belki birkaç küçük budama (mesela Don Cristobita’nın gergin eslerinden birkaçı, Pierrot’nun iki âşıkla ilgili olarak yaptığı konuşma) yerinde olabilir.

Lorca’nın metnine grup tarafından eklenen bir öge de Don Cristobita’nın faşizan yöneliminin halk içinde bir karşılık bulabilmesi fikri. Bu oldukça parlak fikir oyunun genelinde yeterince işlenmemiş gibi görünüyor. (Örneğin Cristobita’nın söylemine ve faşizan eylemlerine katılan gençlerin Cocoliche’nin arkadaşları olması doğal olarak Cocoliche’nin de sorgulanmasını gündeme getiriyor). Lorca’nın metninde Cristobita’nın cinayetleri hiç sahne üstüne taşınmazken ÖKM-EAT yorumunda Cristobita sahne üstünde bir dizi cinayet işliyor, ayrıca Cansa Almas’ın dükkânı tahrip ediliyor, Cansa Almas yerlerde sürünüyor. Fakat bu cinayet ve faşizan eylemlerin zaman zaman bir komedi malzemesine dönüşmesi gibi bir tehlike de ortaya çıkıyor. Örneğin dükkânı yağmalandıktan sonra sürüklenerek dışarı çıkarılan Cansa Almas’a pek acıma duygusu oluşmuyor seyircide.

ÖKM-EAT’de gerek oyuncular açısından gerekse prodüksiyon birimleri (dekor, müzik, ışık, mask, vb.) açısından nitelikli bir kadronun bir araya geldiği fark ediliyor. Bu kadronun devamlılığını sağladığı takdirde çok daha başarılı çalışmalara imza atacağını söyleyebiliriz.