 |
|
|
|
| Boğaziçi
Üniversitesi Oyuncuları - Dönem Raporu |
Boğaziçi Üniversitesi Oyuncuları, 1920’lerde kurulmuş,
günümüze kadar ülkenin sanatsal yaşamının biçimlendirilmesinde
etkin bir rol alan tiyatrocular yetiştirmiş ve köklü
bir tiyatro geleneği yaratabilmiştir. Şu andaki
BGST’li tiyatrocular (Tiyatro Boğaziçi) ve BÜO’lular
için 1988 yılı belli bir başlangıç noktasıdır denilebilir.
1988’den itibaren BÜO’da yeni bir dönem başlıyor.
Bu dönemi belirleyen iki unsur var: tiyatral alanda
örgütlenme ve kadrolaşma. BÜO, o dönem geliştirilmeye
çalışılan bu anlayışın devamı niteliğinde çalışmalarını
sürdürmektedir. Bu anlayış; temel oyunculuk ilkeleri
ve iç aksiyonun geliştirilmesinde Stanislavski’nin
yol göstericiliği, oyunlarda olay anlatımı ve karakter
sergilenişinde Brechtyen bir dramaturji, sahne üstü
pratiğini destekleyen ve tiyatro alanındaki entelektüel
eksikliği tamamlayıcı araştırma faaliyetleri ve
disiplin şeklinde özetlenebilir. Bu çalışma anlayışı
1988’den itibaren sergilenen oyunlarda, yaz dönemi
eğitim çalışmalarında ve artık Tiyatro Boğaziçi
tarafından çıkarılan Mimesis Tiyatro Çeviri-Araştırma
Dergisi’nde somutlaşmaktadır. Ayrıca bu bahardan
itibaren yayımlanmaya başlayan BÜO YILLIK’ta yıl
içinde kulüp bünyesinde gerçekleştirilmiş tiyatral
ve düşünsel faaliyetlerin bir dökümüne de yer verilmektedir.
Sahne üstü çalışmalarını kabaca şu başlıklara ayırabiliriz:
vokal, korporal, metinli çalışmalar, doğaçlama,
vücut ve bunlara ek olarak okuma çalışmaları.
Bu on senelik süreçte BÜO’nun sahne üstü pratiğini
klasikler ile metnini ve kurgusunu kendi oluşturduğu
oyunlar şekillendirdi. 1988’den itibaren öncelikle
sergilenen klasik yapıtlarla (Zoraki Hekim - Moliere;
Macbeth - Shakespeare; Eskicinin Tazesi - F. G.
Lorca) edinilen tiyatral birikim BÜO’yu 1990 sonrasında
özgün yapıtlara taşımıştır: Metni BÜO tarafından
oluşturulan “…İş Ararım İş…” (1990) ve “Huzur Hastanesi”
(1991); sözsüz anlatımın temel alındığı ve BÜFK
(Boğaziçi Üniversitesi Folklor Kulubü) ile ortak
bir çalışma sonucunda şekillenen, dans-tiyatro-mim
gösterileri “Düğün” ve “Galip Sokaklara Talip”.
1993 sonrası BÜO için yeni bir dönem sayılabilir.
“Kalyon Bar” ve “Galip Sokaklara Talip” (1994-BÜO),
“At” (1994-Gyula HAY), “Turandot ve Aklayıcılar
Kongresi” (1996-B. Brecht), “Varol Kanlıca’nın Önlenemez
Düşüşü” ve “…İş Ararım İş…” (1996-BÜO) oyunlarının
sergilendiği bu dönemin karakteristik özelliği 1988-1993
arası dönemde kulüpte faaliyet gösteren ve yukarıda
özetlediğimiz anlayış çerçevesinde bir kulüp yapısı
oluşturmaya çalışan kuşağın kulubü yeni kuşaklara
devretme çabasıdır.
Bu dönemden sonra sergilenen oyunlar olan, Brecht’in
“Kafkas Tebeşir Dairesi” (1997), metni ve kurgusu
Tiyatro Boğaziçi ile ortaklaşa hazırlanan “Mutfaktakiler”
(1998) ve “Çingene’nin Şarkısı” (1999) şu anda BÜO’da
kadro çalışması sürdüren grubun sergilediği oyunlardır.
Ayrıca 1998 Ekim’inde sergilenen ve BÜFK ile ortak
hazırlanan “24:00” Dans Tiyatrosu, dans formunun
ve sözsüz anlatımın kullanıldığı, yüzeyselliğe düşmemeye
çalışan deneysel bir gösteri oldu.
1999-2000 döneminde “Sıradan Bir Gün” (Dario Fo
ve Franca Rame) ve “Sezuan’ın İyi İnsanı” (B. Brecht)
oyunlarını sergileyen BÜO, kadronun bir oyunda ikame
edilememesi nedeniyle gündeme gelen ikinci oyun
projesi için düşünülen deprem oyunu hazırlıklarına
başladı. Bu çalışma sonunda deneme gösterileri sergilenen
“Deprem” adlı oyunun BÜO açısından önemi uzun yıllardan
beri ilk kez, bir yıl içinde çıkarılan üçüncü prodüksiyon
olmasıdır.
Boğaziçi Üniversitesi Oyuncuları, 2000-2001 akademik
yılına, Mimar Sinan Üniversitesi Oyuncuları ile
birlikte hazırladığı ve Mayıs 2000’de deneme gösterilerini
sergilediği “Deprem” oyunu ile girdi. Yaz dönemi
çalışmalarında tekrar ele alınan oyuna o dönemde
tamamlanamayan sahnelerin de eklenmesiyle son hali
verildi.
Kadrosunu ağırlıklı olarak tiyatroya bir veya iki
seneden beri devam etmekte olan BÜO’lu oyunculardan
ve kurulma aşamasındaki MSÜO’nun üç oyuncusundan
oluşturmaya çalıştığımız “Deprem” oyunu, iki farklı
üniversite topluluğunun ortak bir çalışma hukuku
oluşturabilmesi ve amatör tiyatro alanında dayanışma
sergileyebilmesi hedefiyle bir araya gelinen bir
denemedir.
“Deprem sonrasında yaşananların devlet ve medya
tarafından unutturulmaya çalışılması karşısında
alternatif bir toplumsal hafıza oluşturmak” dramaturjisinden
hareketle “Deprem” oyunu başta deprem bölgeleri
(Adapazarı, Bolu, Düzce, Akşehir) olmak üzere Ankara,
İzmir ve İstanbul’un çeşitli yerlerinde sergilendi.
“Deprem” prodüksiyonunun amatör tiyatrolar açısından
iki anlamı vardır: İlki, alternatiflik iddiasındaki
tiyatrocular için sanatsal ve politik bir misyonun
yerine getirilmesidir. Bu anlamda, başarılı sayılabilecek
bir pratik örgütlenmiştir. İkincisi ise, o dönemde
ATÇ çeperinde yer alan ve kendi ayakları üzerinde
durmaya çalışan topluluklara sanatsal destek verilmesi
ve topluluklar arasında ortak çalışmaların gündeme
getirilmesiydi.
Deprem oyunu bir yıl gibi uzun bir süre sergilenmeye
devam ettiği için bir repertuar oyunu olarak değerlendirilebilir.
Bir çok amatör topluluk için bir oyunu repertuara
almak güç bir iştir, oyuncu kadrosunun sürekliliğininin
sağlanmasını ve oyunculuk-sahne skorunun aynı düzeyde
tutulmasını gerektirir. Baktığımızda “Deprem” oyunu
sanatsal ve politik bir yönelimle ortaya çıkmış
ve önemli bir misyonu gerçekleştirebilmiştir. Ancak
bir senelik süreçte kadro içinde zaman zaman “Deprem”’in
bu misyonu unutulabilmiş, oyunculuklarda mekanikleşme
sorunları ortaya çıkmış ve dramaturjisinde muğlaklıklar
oluşmuştur. Bu anlamda “Deprem” oyunu BÜO için ciddi
deneyimler kazanılmasını sağlamıştır.
BÜO’nun 2000-2001 dönemindeki ikinci prodüksiyonu
olan “Deli Aklı”nın önhazırlığına yaz çalışmalarında
başlandı. Delilik teması çerçevesinde tasarlanan
oyunun yeni üyelerle birlikte çalışılmasına aralık
ayında başlandı ve dört aylık bir çalışma döneminin
ardından son halini aldı. “Deli Aklı”, bir eğitim
çalışması olarak tasarlandığından, oyunun kadrosu
ağırlıklı olarak kulübe bu yıl ve geçen yıl katılan
öğrencilerden oluşturuldu. “Deli Aklı” prodüksiyonunda,
kadronun oyunculuk anlamında gelişmesinin yanısıra
BÜO’nun önümüzdeki yıllara dönük olarak reji faaliyeti
ve teknik alanlarda (ışık, dekor, kostüm, aksesuar…)
yeni kadrolar oluşturulabilmesi amaçlanmıştır.
Oyunun genel dramaturjisi, deliliğin, sistemin dayattığı
koşullara uyum sağlayamamaktan kaynaklanan bir pasif
itaatsizlik eylemi olması üzerinden şekillendi.
Herhangi bir bilinçlilik yönü taşımayan bu eylemin
bir iktidar oluşturması mümkün olamayacaktır.
“Deli Aklı” oyununun hazırlık döneminden sergilenmesine
kadar geçen süre zarfında belirli sorunlarla karşılaşılmış
ve BÜO içinde çeşitli tartışmalar yaşanmıştır. BÜO’nun
sanatsal bir kriz içinde olduğu değerlendirmesi
yapılmasıyla prodüksiyonun iptali gündeme geldi.
Ancak BÜO’nun bir prodüksiyon çıkarmasının kadrolaşma
açısından taşıdığı önem göz önünde bulundurularak
Tiyatro Boğaziçi’nden bir çalıştırıcının gelmesiyle
birlikte prodüksiyon baştan ele alınarak kısa bir
dönem içinde çıkarıldı. Ancak bu dönemde oyun metni
ağırlıklı olarak Tiyatro Boğaziçi tarafından oluşturuldu.
Oyuncu-reji anlayışının geliştirilmeye çalışıldığı
BÜO’da reji grubunun işlevsiz kalması yönetmen tiyatrosuna
kaymaya sebep olmuştur. Bunun yanısıra sahnelerin
çabuk çıkması amacıyla oyunun çatı tiplemelerinin
ağırlıklı olarak eski oyunculardan oluşması, oyunun
eğitim çalışması özelliğini azaltmıştır. Prodüksiyonun
sergilenmesi sürecinde de kadro içinde birtakım
etik problemler yaşanmış ve bir tartışma sürecine
girilerek beşinci oyundan sonra prodüksiyon iptal
edilmiştir. Bu tartışmalarda prodüksiyon dönemi
değerlendirilmiş ve kadro içinde atomlaşmanın, çalışılan
alanlarda yerelleşmenin önüne geçilemediği, kulübün
geneline dair üretilen politikalarda belirli noktaların
gözden kaçırıldığı tespiti yapılmıştır.
Bunun üzerine ‘İstanbul Amatör Tiyatro Günleri’
programında “Deli Aklı” yerine “Deprem” oyunu sergilenmiştir.
BÜO’nun oyun iptalini bile gündemine soktuğu bu
dönem, sorunların daha yakıcı hissedilmesi için
bir sınav niteliğinde yaşanmıştır.
Avangard bir tiyatro pratiğini ve uzun vadeli kadrolaşmayı
hedefleyen bir topluluk olan BÜO’nun bu sorunları
aşabilmesinin ancak üretimle mümkün olacağının belirginleşmesiyle
önümüzdeki dönem hazırlıklarına şimdiden başlanmıştır.
|
|
|