• Anasayfa
  • Hakkında
  • Topluluklar
  • Arşiv
  • Linkler
  • İletişim

İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Tiyatro Kulübü - Dönem Raporu

1984 yılından beri çalışma yapan MFTK 1991 yılında tüzel kişiliğine kavuşmuştur. Eski üyelerden öğrendiğimize göre tiyatro grubu her sene dağılma aşamasına geliyor, belli sorunlar yaşanıyor ve tekrar toparlanıyor. Ama gene de, grup her sene bir oyun çıkartıyor. Yaşanan sorunlar grubun kurumsallaşamamış olmasının bir sonucu. Tiyatro çalışmaları daha çok kişilerin inisiyatifleri üzerinden devam etmiş.

Şu an halen bu kurumsallaşma çabalarının sancıları yaşanıyor diyebiliriz. Grubun kendine yetebileceği bir gelenek oturmuş değil henüz. Geçen dönem mezun olan arkadaşların desteğiyle çalışmalar sürdürüldü.

Senenin ilk dönemini tamamen eğitim çalışmalarına ayırıyoruz. İkinci dönem ise oyun çalışmaları ağırlık kazanıyor. Eğitim çalışmaları haftada üç gün gerçekleşiyor. Bu çalışmalarda sahnede fotoğraf oluşturma, duygu verme, doğaçlama, konsantrasyon, diksiyon ve vücudun kullanımı üzerine yoğunlaştık. Eğitim çalışmalarını oyun çalışmasının ön hazırlığı olarak programlıyoruz. Çalışmalarımızın diğer bir bölümünü de kuramsal çalışmalar oluşturuyor. Kuramsal çalışmaları ortak okuma çalışmaları, seminer çalışmaları ve düzenlediğimiz söyleşiler oluşturuyor. Bu anlamda bu sene Antik Yunan’da Tiyatro, Epik Tiyatro, Japon ve Çin Tiyatrosu üzerine seminerler verildi. Estetik ve sanat felsefesi üzerine söyleşi düzenlendi.

İlk dönem eğitim çalışmalarıyla birlikte üç kısa oyun çalıştık. Dario Fo’ nun “Yaşlıların Sorunu” ve “Ben Ulrike-Bağırıyorum” oyunlarıyla Aristophanes’in “Kadınların Savaşı” oyununun bir bölümünü izleyicilerle buluşturduk. Oyun seçimine yönelik yaptığımız çalışmalarda grubun yapısına ve yönelimine paralel beş oyun belirleyip, o oyunlar üzerine kısa süreli dramaturji çalışmaları yapıldı. İncelediğimiz oyunlar Gonçarov’ un Oblomov romanının tiyatro uyarlaması, “Kral Übü”, “Saloz’un Mavalı”, “Zincire Vurulmuş Prometeus”, “Giordano Bruno’nun Hayatı”.

Bu çalışmalar sonucunda Peter Weiss’ın “Salozun Mavalı” oyununu çalışmayı kararlaştırdık. “Saloz’un Mavalı” hakkında: Peter Weiss’ın yazdığı Can Yücel’in çevirdiği oyun Portekiz’de Salazar dönemini anlatıyor. Bu oyun Portekiz’in Afrika sömürgelerinde on yıllardır süren bağımsızlık savaşıyla bu hareketin Portekiz üzerindeki etkisini inceliyor. Peter Weiss bu oyunu yazdığı zaman Portekiz sömürgeciliği can çekişiyor ve 1932’den beri ülkeyi faşist bir rejimle yöneten Diktatör Salazar artık son yıllarını yaşıyordu. Fakat anlatılan bu süreç belgesel niteliğinden çok Portekiz’den çıkıp evrensel bir kimlik kazanıyor. Can Yücel’in çevirisindeki şiirsel anlatım, Türkiye’ye dönük şive kullanımı, halk tiyatrosu öğelerinin kullanımı oyunun seyirciyi içine almasını, izlenirliğini artırıyor. Sahnede sürekli mekân, karakter, kostüm değişimi söz konusu. Her oyuncu en az on tiplemeye giriyor.

Kısa bölümlerin olması seyircinin takip etmesini, bağlantı kurmasını zorluyor. Diğer yandan sürekli bir devingenlik, gelişen olay örgüsü anlatılmak isteneni daha vurucu kılıyor.

Biz oyunu Portekiz’de geçen tarihsel süreçten çok bugün dünya ölçeğinde yaşananlarla ilişkilendirmeye çalıştık. Çünkü oyunda işlenen NATO, din, devlet bürokrasisi, ordu, sermayenin uluslararasılaşması gibi temalar güncelliğini koruyor.

İATP’ye bakışımız: MFTK, ATÇ döneminden itibaren amatör tiyatro örgütlenmesinin içinde yer almaya çalışıyor. Fakat bu katılım sürekliliğe, örgütlenmeyi besleyen bir düzeye ulaşamadı. Bu sorun daha çok çalışmanın kişiler üzerinde yürümesinden kaynaklanan bir olumsuzlukla ilintili.

İATP’yi alternatif tiyatroların gelişimi açısından önemli bir bileşen olarak görüyoruz. Tiyatronun, sanatın alabildiğine ticarileştiği, bürokratikleştiği, sanatın sistem açısından kitleleri manipüle etmenin bir aracı haline geldiği bir aşamada tiyatroda alternatif grupların ortak çalışmalara gitmesi, birbirini geliştirmesi bugün gelinen noktada kaçınılmazdır.

Amatör tiyatrolar birçok sorun yaşıyor. Birçok amatör grup kurulup çok kısa sürede dağılabiliyor. Sanatsal-tiyatral nedenlerle olmayan kopmalar, yaşanan sıkışmışlık, sorunlar yumağı grupların dağılmasına yol açabiliyor. Grupların dışsal nedenlerle yaşadığı sorunları bir kenara bırakırsak kendi içinde yaşadığı kaynak sorunu, estetik düzeyin yükseltilmesi, eğitim çalışmaları, oluşturulan ürünlerin bir öncekinin tekrarı olması bu sıkışmışlığın ürünü. Politik anlamda bir alternatif olma iddiası aynı yakıcılıkta sanatsal kaygılarla da kendini ifade etmeli. Tiyatronun yalnızca bir araçtan çıkıp mücadele alanı haline gelmesi olması gerekendir.

Üniversite tiyatroları açısından ise kulüp odasına sıkışmışlık veya insanlara yalnızca oyunlarla ulaşma darlaşmayı getiriyor. Üniversitelerde tiyatro grupları bütün sene kabuğuna çekilip tiyatro çalışan, sene sonunda oyun sergileyen kurumlar haline dönüşüyor. Oysa ki üniversite grupları sanatsal-tiyatral anlamda bir odağa dönüşebilmeli. Tiyatro kendini tatmin duygusundan, gelip geçici bir hevese dönüşmesinden sıyrılıp, yaşama sanatla müdahale edebilen toplumsal bir işlev kazanmalı.

ÜTP, İATP bu sıskışmışlığı aşabilecek en önemli birliktelik. Özellikle mezuniyet sonrası tiyatro anlayışının gelişmesi, eğitim araştırma kurumunun işlevi, seminer çalışmaları bu anlamıyla önemli.