• Anasayfa
  • Hakkında
  • Topluluklar
  • Arşiv
  • Linkler
  • İletişim

"Tiyatroda Dramaturji"
"Brecht’in Shakespeare Oyunlarına Yaklaşımı
"
İATP Yıllık Semineri

Shakespeare'i değiştirebiliriz diye düşünüyorum, eğer yapabilirsek…
B. Brecht


Hazırlayanlar: Devrim Umut Aslan
Fırat Güllü
Murat Kemaloğlu
(Tiyatro Boğaziçi)


İki önemli tiyatro adamı olarak Brecht ve Shakespeare arasında ilk bakışta bile bir çok kesişim noktası göze çarpar: Her ikisi de sadece yazar olarak değil çok yönlü tiyatro adamları olarak çalışmışlardır, her ikisi de kendi dönemlerinin iyi birer tanığı, oyunlarıyla tarih yazan sanatçılar olmuşlardır, her ikisi de bulundukları dönem içerisinde politik tavırlar sergilemişler ve bunları eserlerinde açıkça ortaya koymuşlardır, her ikisi de sarayların ya da şatafatlı salonların içerisinde sıkışıp kalmış elit bir tiyatro yerine yüzünü halka dönen, halk tiyatrosundan açıkça yararlanan bir tiyatro anlayışını sahiplenmişlerdir, vb…
Bu iki tiyatro adamı arasında ilk bakışta bile bu kadar çok benzerlik sayabilmemize rağmen, tiyatro literatüründe bu konuda karşılaştırmalı çalışma yapan insanların sayısı bir elin parmakları kadardır desek yanılmış olmayız. Bu konudaki caydırıcı nedenlerin başında, özellikle Brecht'in Shakespeare hakkındaki görüşlerinden tam olarak emin olamamamız yatmaktadır: Brecht gerçekten de Shakespeare'i ideolojik nedenlerden dolayı bütünüyle red mi etmişti? Yoksa onu her tiyatrocunun uğrak noktası olması gereken bir kilometre taşı olarak mı görüyordu? Her konuda olduğu gibi Shakespeare ve onun yapıtları konusunda da Brecht farklı dönemlerde farklı görüşler taşımıştır.
Sanat hayatının ilk yıllarında Shakespeare için övgü dolu sözler kullanan genç Brecht, Marksizm'le tanıştıktan ve kendi tiyatrosunu anti-burjuva olarak tanımladıktan sonra Shakespeare'e karşı daha mesafeli bir tutum takınmıştır. Ancak yine de Shakespeare'den hiçbir zaman tamamıyla vazgeçmemiştir. Daha çok onu yeniden yorumlayabilme ya da günümüze adapte edebilmenin yollarını aramıştır. Shakespeare'in oyunlarında onu rahatsız eden, "oyun kahraman-ları"nın fazlasıyla ön plana çıkması ve eleştiriye tabi olmamasıdır. Küçük Organon'da şöyle der:
"Shakespeare'in kaderlerinin yıldızını göğüslerinde taşıyan yalnız kahramanları, sonuçsuz ve öldürücü koşullarını engellenemez biçimde gerçekleştirirler, kendi kendilerini yıkıma sürüklerler; onların yıkımlarında ölüm değil, yaşam tiksindirici olup çıkar, yıkımın eleştirilebilmesi ise olanaksızdır. Her yer kurban edilmiş insanlarla dolu! Barbarca eğlenceler! Biliyoruz ki, barbarların da sanatları vardır. Gelin biz başka bir sanat yapalım!"
Ama bütün bu olumsuz değerlendirmelerin yanında Brecht şunun da farkındadır ki her oyunun ve her yazarın tarihselleştirilerek okunması gereklidir. Shakespeare'i bugünün ihtiyaçları doğrultusunda sahneye koyarken onu kendi döneminin koşulları içerisinde okumayı da becerebilmeliyiz. Bu anlamda Brecht bir Shakespeare oyununun farklı okumalara tabii olabileceğini düşünür. 7 Ocak 1948 tarihli çalışma günlüğünde şunları yazar:
"Oyunlarımın yanlış anlaşılması acaba ne oranda oyunların kendilerinden kaynaklanıyor? (…) Gerçekten de Galilei oportünizmin namusunu kurtarmak olarak kavrandı; Sezuan oyunu, (tanrı tanımazlığın tanrıya sadık bir muhalefet olması anlamında) iki ruhluluk yapısının mahkûm edilmesi olarak anlaşıldı; Cesaret Ana ise hayat dolu ana denen yaratığın tüketilebilmezliğine övgü olarak algılandı. Soruyu yanıtlarken Elizabeth dönemi yazarlarının feodalizm ve burjuvazi arasındaki konumlarını belirtiyorum. Yeni sevgi (Romeo ve Antonius), yeni düşünüş (Hamlet ve Timon), yeni akrabalık ilişkileri (Lear), yeni özgürlük çabası (Brutus), yeni başına buyrukluk (III Richard), bütün bunlar feodal bakış açısından öldürücü olarak görülmektedirler. Burjuva bakış açısından ise öldürücü olan feodal nitelikli engelleyici sınırlardır ve yeni davranış tarzı, ölüme meydan okuyarak sağladığı tatmin anlamında zafer kazanmaktadır."
Bu anlamda Brecht Shakespeare'den çok, Shakespeare'in günümüzdeki algılanışına meydan okumaktadır. Bu da alternatif bir Shakespeare sergilemesine olan inancını korumasına yol açar:
"Karmaşık, yer değiştiren, çoğunlukla kişisel olmayan, asla sindirilemeyen Elizabethyen oyunlardaki çatışma unsurlarını ele alalım ve bunların bugün modern oyunlarda ya da Elizabethyen oyunların çağdaş yorumlarında ne hale geldiğini görelim. Özdeşleşmenin o günlerde ve bugün oynadığı rolü karşılaştıralım. Shakespeare'in tiyatrosu, ne kadar çelişkili, karmaşık ve episodik bir işleyişe sahipti!"

Brecht'in bir Shakespeare oyunu sergilemeye yönelik maceraları çok erken dönemlerinde başlar. İlk olarak henüz yirmi beş yaşındayken Münih Oda Tiyatrosu tarafından Macbeth'i adapte etmekle görevlendirilir. Ancak, belki gözü kesmediğinden, belki de o dönemdeki tercihlerinin farklılığından, Shakespeare yerine Marlow'a yönelir ve II. Edward'ı adapte eder (1923). Bu Brecht'in klasikler üzerine yaptığı bilinen ilk çalışmasıdır. Sonraki dönemde Erich Engels'in, rejisini sınıf savaşımı merkezli bir temele oturttuğu ünlü Coriolanus prodüksiyonu, Brecht'i ciddi anlamda etkileyen bir çalışma olur (1925). Brecht bu oyunu izlediğinde kafasında dolanan sorulardan bazılarına yanıtlar bulduğunu hisseder ve oyunu "epik tiyatro"ya giden yolda önemli basamaklardan birisi olarak gördüğünü söyler. Bunun üzerine Brecht'in klasikler üzerine çalışmaya başladığını görürüz. 1927 ve 1931'de sırasıyla Macbeth ve Hamlet'i radyoda adapte eder – ne yazık ki her iki metin de bugün elimizde değildir. 1931'de Shakespeare'in en devrimci oyunu olarak gördüğü Kısasa Kısas üstünde çalışmaya başlar. Bu basit bir adaptasyon çalışması olarak tasarlanmamaktadır, daha çok bir Shakespeare oyununu o günün şartları ışığında yeniden okumak ve tabii ki Marksizm'in süzgecinden geçirerek yeniden yazmak amaçlanmaktadır. Brecht bu çalışmayı bir tür laboratuvar çalışması olarak anlamlandırmaktadır. Sonuçta ortaya Yuvarlak Kafalılar ve Sivri Kafalılar çıkar. Brecht oyunu defalarca değiştirir ama ortaya çıkan ürün onu hiçbir zaman tatmin etmez ve Brecht hayattayken sadece bir kez, Danimarka'da küçük bir salonda, anti-semitist grupların tehditi altında oynanır. Brecht projenin başarısızlığını Shakespeare'in sağladığı malzemenin yetersizliğine bağlar ve uzun bir süre için Shakespeare'i rafa kaldırmayı tercih eder.
Brecht'in yeniden Shakespeare'i hatırladığı yıl 1939'dur. Ama bu sefer bir oyununu sahnelemek ya da adapte etmek gibi niyetlerle değil, daha çok sıkıştığı anlarda yardım almak için Shakespeare'e başvurur. O sıralarda bir tiyatro okulunda dersler veren Helena Weigel'e çalışma materyali sağlamak amacıyla Shakespeare'in Romeo ve Jülyet, Macbeth ve Hamlet'ine birer araoyun yazar. Bu araoyunların yazılışındaki temel amaç Shakespeare'in yarattığı "kahraman"lara ilişkin diyalektik bir yaklaşım sergilemek ve seyircinin "kahraman"ın kahramanlığını sorgulamasını sağlamaktır. 1941'de Arturo Ui'nin Önlenebilir Yükselişi'ni yazarken, Shakespeare'in Julius Ceasar, Macbeth ve III. Richard gibi oyunlarından çeşitli biçimlerde yararlanır.

Sürgün yıllarından sonra Demokratik Almanya'ya döndüğünde, Brecht yeni bir oyun yazmak yerine bir klasik üzerinden çalışmayı tercih eder. Belki de 1925'te izlediği ve etkilendiği Erich Engels prodüksiyonunu hatırladığından, çalışma materyali olarak Shakespeare'in Coriolanus'unu seçer. Yuvarlak Kafalılar ve Sivri Kafalılar'da yapamadığını bu kez başarmak istemektedir. Temel amacı oyunu çoğunlukla kabul edildiği biçimde bir "onur trajedisi" olarak değil "yanılsama trajedisi" (Coriolanus'un kendisini vazgeçilmez kabul ederek yaşadığı yanılsama) olarak sergilemektir. Son yıllarını grupla birlikte bu oyunun dramaturji çalışmalarına ayırır, hatta oyunu öngörülen dramaturjik değişiklikler doğrultusunda yeniden yazar. Ancak oyun o hayattayken oynanmaz. Onun ölümünden sonra dramaturji kadrosunda bulunanlarca hemen hemen Brecht'e sadık kalınarak sergilenir. Böylece onun sağlığında çok istediği bir şey, bir Shakespeare oyununu uygun bir rejiyle sahneleme işi o görmese bile hayata geçirilmiş olur.


EK - 1 (Kısasa Kısas / Yuvarlak Kafalılar ve Sivri Kafalılar)
EK - 2 (Shakespeare’in Coriolanus’u Üzerine)
EK - 3 (Tiyatroda Diyalektik)
EK - 4 (B.Brecht’in Shakespeare’in metninden uyarladığı Coriolan metninin 1. Perde 1. Sahnesi)