• Anasayfa
  • Hakkında
  • Topluluklar
  • Arşiv
  • Linkler
  • İletişim

İATG 2003 Şenlik Değerlendirmesi
Bülent Sezgin/ Tiyatro Boğaziçi - Emrah Yaralı/Karıncalar Tiyatro Topluluğu


İSTANBUL ALTERNATİF TİYATROLAR PLATFORMU (İATP) bünyesindeki tiyatro topluluklarının kolektif olarak organize ettiği İstanbul Amatör Tiyatro Günleri 2003 (İATG 2003), 3-12 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Bu yılki İATG'de, 4 salonda (Boğaziçi Üniversitesi Demir Demirgil Tiyatro Salonu, İstanbul Üniversitesi Öğrenci Kültür Merkezi Sahnesi, Çapa Tıp Fakültesi Sahnesi ve Sarıyer Halk Eğitimi Merkezi Tiyatro Salonu olmak üzere) toplam 15 oyun sahnelenmiş ve Sendika Tiyatrosu üzerine bir söyleşiyi de kapsayan bir etkinlikle şenlik sona ermiştir. Oyunları toplam 2500'e yakın seyirci izlemiştir.

Bu genel verilerden sonra, İATG 2003'ün değerlendirmesini yaparken iki temel nokta üzerinde durmak vazgeçilmez görünüyor: İlk olarak şenliğin altyapı (organizasyon, şenlik komitesi, teknik işler vb.) ve seyirci açısından incelenmesi ve ikinci olarak da sahnelenen oyunların sanatsal nitelik ve grup örgütlenmesi çerçevesinde ele alınması.

İATG 2003'ü, altyapı ve seyirci örgütlenmesi düzeyinde ele aldığımızda, şu gibi olgularla karşı karşıya kalırız. İATG 2003, geçen senenin özeleştirileriyle beraber tartışmaya açılmış ve bu tartışmalardaki eleştirel perspektiflerden çıkarılan sonuçlarla, teknik iş bölümleri ve buna mukabil olarak seyirci katılımı anlamında da geçen yıllara oranla başarılı bir şenlik gerçekleştirilmiş görülmektedir. Toplulukların alternatif bir şenlik örgütlenmesi konseptine giderek daha fazla hassasiyet göstermesi, platformun alternatif karakterine giderek daha çok uyan toplulukların da kuruluş aşamasında ifade ettiği ortak irade beyanına sahip çıkılmasının bir sonucudur. Gerek seyirci sayısı açısından gerek de grupların canlılığı anlamında tatmin edici bir şenlik, yarattığı pozitif atmosferi de beraberinde getirmiştir. Şenlik programında ciddi bir aksamanın yaşanmamış olması, ağırlıklı olarak ÜTP'li temsilcilerin oluşturduğu şenlik komitesinin geçen seneye oranla daha iyi organize olmuş olması, oyun öncesi ve sonrasındaki ortamların daha üretken ve paylaşımcı bir şekilde örgütlenmesini sağlamıştır. Bazı teknik aksaklıklar olmakla birlikte (Şenlik broşürünün şenliğin ilk günü gelmesi ve ATOK'un oyununda ses sistemindeki aksama yüzünden oyunun gecikmesi vb.), teknik altyapı konusunda gruplar arası koordinasyon ve yardımlaşma ilişkisinin geçmiş şenliklere göre daha güçlendirilmiş olduğu söylenebilir. Özellikle topluluk temsilcileri gruplar arası ilişkilerin kurulmasında ve organizasyonun yapılmasında daha titiz davranmayı becerebilmiştir. Bu gibi olgular organizasyon ve örgütlenme düzeyinde pozitif bir şenlik olduğu yönündeki kanıları güçlendirmektedir.

Şenliğe katılım konusunda yaşadığımız olumlu gelişmeler, İATP'nin seyirci örgütlenmesi stratejisinin önemini bir kez daha ortaya çıkarmaktadır. Bilindiği gibi İATG ağırlıklı olarak toplulukların birbirine karşı ilgi örgütlemesi ve birbirlerinin oyunlarını izlemesi sonucunda organize edilen, ancak bundan da ibaret olmayan geleceğe dair bir perspektif sunan, yıl içindeki hedeflerin bire bir pratik edildiği bir şenliktir. Bu stratejinin somut olarak iyi uygulanması (katılım konusunda sorun yaşayan gruplar olmakla birlikte), bu seneki şenliğin katılım sorununa ciddi bir çözüm oluşturmuştur. İATG'nin seyirci potansiyeli ağırlıklı olarak topluluk seyircileridir. Sayısal olarak analiz edilse, şenliğe dışarıdan katılımın %10'ların altında olduğu çok rahat görülebilir. Bu somut durumdan yola çıkarak, İATG şenliğinin dışa açık bir şekilde organize edilmediği eleştirisi çok rahat yapılabilir, ki dönem dönem bazı topluluk temsilcileri bu konudaki kaygılarını dile getirmiştir. Fakat burada üzerinde durulması gereken nokta, bugüne kadar uygulanan stratejidir. Bu strateji, 'içe dönük' bir katılım modelinin asgari olarak sağlanmasını ve toplulukların, ekstra bir efor sarf edebilirlerse kendi bölgelerini örgütlemelerini öngörmektedir. Burada uygulanan stratejinin "dışa dönük" bir organizasyon ayağını önemsizleştirdiği veya ikinci plana ittiği yargısı kesinlikle yanlış olacaktır. Hatta bu 'içe dönük'lüğün 'dışa dönük'lük ya da geleceğe dönük stratejik bir kaygıdan kaynaklandığı bile söylenebilir. Tüm bunlarla beraber "basın duyurusu konusunda bir girişim başlatılmış ve Beşiktaş-Kadıköy-Taksim vb. gibi bölgelere afişleme yapılmış" olmasına rağmen, dış seyirci konusunda ciddi bir gelişme olmamıştır. İATG'nin dış seyirci sorunu teknik bir organizasyonla çözülebilecek bir sorun değildir. Bu yüzden de, dış seyirci konusunda yaşadığımız kısırlığın temel nedenlerini, alternatif ve amatör tiyatro bölgesindeki tiyatro topluluklarının kendi seyirci potansiyelini açığa çıkarma konusunda yaşadığı zaafiyetlerde ve muhalif hareketlerin kültür politikalarının eksikliğinde aramak yapısal olarak daha doğru olacaktır. Özellikle, İATP içindeki çalışanların oluşturduğu tiyatrolar bölgesinin, bundan sonraki dönemlerde bu konuya içkin daha sistematik ve yapısal bir tartışma başlatması elzem gözükmektedir. Tiyatro sanatının tasfiyesinin yaşandığı bir kültürel iklimde, kendi seyirci tabanımızı oluşturma konusunda ciddi adımlar atılması ve bu tartışmanın süreç içinde tüm İATP geneline yayılması da gerekmektedir.

İATG 2003'de sahnelenen oyunların sanatsal ve grup örgütlenmesi çerçevesinde ele alınarak sanatsal/politik düzlemli bir analiz geliştirilmesi meselesini ele almak, şenliğin ilk değerlendirme yazısı için konu dışı olabilir. Toplulukların ve oyunlarının reel durumları üzerine haziran ve temmuz aylarında yapılan tartışma toplantıları, yazılı eleştiri ve röportajlar şenliğin içeriğinin belirlemesi adına bültenin içinde şenlik için yeterli olacaktır. Ancak tüm bunların dışında birtakım tespitler üzerinde durmak yine de gerekli olabilir. Oyun sonraları konuşmalarından ve beklenti düzeylerinden yola çıkarak, şenliğin sanatsal/estetik düzeyinin platformun katılım konusundaki performansına göre düşük olduğu ve sanatsal düzeyde sıçrama yaşayan topluluk sayısının geçen senelere göre daha az olması bu durumda genel bir tespit olarak belirtilmelidir. Bu tespit üzerinden oyunların toplulukların örgütlenme biçimlerine göre şekil aldığı ve bunun sanatsal/estetik alanda oyunların çeşitlilik arz ettiği görülüyordu. 'Üniversite Dışındakiler' diye tarif ettiğimiz, tiyatro pratiklerini üniversiteden sonra da devam ettiren mezunların kurduğu topluluklar ile sendikada geçen yıllardan farklı bir örgütlenmeye yönelen EĞİTİM SEN ve halk eğitimi bağlamında platformda yer alan Zeytinburnu ve Sarıyer bu şenliğin "çalışanların tiyatroları" bölümünü oluşturuyorlardı. Ve elbette farklı deneyimlere ve hedeflere sahip toplulukların farklı estetiklerde bulunması doğaldır. Buradaki meselenin oyunculuk ve sahneleme anlamında (sahnelemedeki anlayış farklılıkları da dahil) deneyimli olan topluluklarla, bu fırsatı daha yeni yakalamış ve bu hedefini kurumsallaşmaya vardırmak isteyen topluluklar arasındaki farklı düzeyler olduğu belirtilebilir.

Üniversite Tiyatroları Platformu'nda ise daha örgütlü, birbirleriyle iletişim halinde, birbirlerini takip eden bir örgütlenme sağlanmış durumda. Ancak buradaki ayrım da, yeni kurumsallaşan topluluklar ile sürekli yeni kadro örgütlenmesiyle boğuşan/yerleşik yapı kuramayan topluluklar arasındaki ayrım olarak gözüküyor. Yıl içerisindeki eğitim çalışmalarından, sahneleme yöntemlerine kadar temel sorunlar üzerinden bir tartışma götürecek topluluklar ile deneyim sahibi ancak oyunculuk ve sahneleme çeşitliliğini içeren çalışmalara yönelmesi gereken topluklar arasında yapılacak uzun soluklu bir tartışma 'Eğitim Çalışmaları' başlığının yeni bir aşaması olacak gibi görünmektedir. Örgütlenme aşamasını henüz tamamlayamamış gruplarda, temel oyunculuk çalışmaları konusunda tıkanıklık yaşandığı göze çarpmaktadır. Daha deneyimli topluluklarda ise, özellikle oyun seçimlerinde daha çekingen davrandıkları ve kendilerini tekrarlama sorunu olduğu söylenebilir. Şenlik değerlendirmelerinde tartışılan konular ele alındığında toplulukların oyunlarına daha analitik yaklaştıkları rahatlıkla görülebilir.

Tartışma etiği de göz önüne alındığında, oyun üzerinden her konunun tartışılabildiği bir ortamın yaratılabiliyor olması, İATP ve bileşenleri için kuruluşundan bugüne, amacı doğrultusunda önemli bir başarıdır. Dayanışma olgusunu temel maddi çıkar ilişkilerine bağlamadan, yan yana durabilmenin ve birbirlerinin oyunlarını dert edinen toplulukların giderek daha da arttığını görebiliyoruz. Özellikle şenlik tartışmalarından yola çıkarak başlatılan "Mezuniyet Sonrası Tiyatro" ve "Kadın Oyunları" konulu tartışmalar, belli anlamda İATP içerisindeki teorik yönelimleri güçlendirmeye hizmet etti - bu tartışmaların metinleri İATP bülteninin elinizdeki sayısında yer almaktadır. Her şenlik döneminden sonra pratik süreçlerle birlikte ortaya çıkan farklı çalışma ve tartışma teknikleri topluluklar arasındaki iletişimi ve giderek de üretimi artırması adına İATP şenliklerinin alternatif bir seçeneği gerçekleştirebildiğini göstermektedir.