 |
|
|
Sarıyer Halk Eğitim Merkezi - Tiyatro
Kolu
" Büyük Romulus - (romulus der grosse) "
Yazan: Friedrich dürrenmatt
Yöneten: Tarkan Çeper
Çeviren: Gürsel Aytaç
Yönetmen Yardımcısı: Gökhan Bulut
Çevre Düzeni: Evrensel Belgin
Giysi Düzeni: Grup Çalışması
Giysi Uygulama: Birgül Alparslan
Işık-Müzik Tasarım: Tarkan Çeper
Işık Uygulama: Evrensel Belgin
Müzik Uygulama: Nazlı Barutçuoğlu-Zeynep Karaman
Afiş/Program Dergisi: Evrensel Belgin
Teknik Görevliler: Yasemin Kılıçtaş-Özge Çağlayan-Ayhan
Yeşiltaş Müzikler: Pressure Drop, Arab Strab, Tindersticks,
Nick Cave & Bad Seeds, Yann Tiersen, David Darling, Steve
Miller Band
Oyuncular:
Spurius Titus Mamma: Serhat Kurtay, Pyramus: Meltem Mazmanoğlu/Sibel
Arslan, Achilles: Abdullah Alparslan, Romulus: İsmail
Karagöz Tullius Rotundus: Azer Erdem, Apollyon: Serhat
Kurtay, Julia: Nilay Çıtak, Rea: Nazlı Barutçuoğlu/Zeynep
Karaman, Mares: Mehmet Dindaroğlu, Zeno: Mustafa Kemal
Bayrak, Caesar Rupf: Gökhan Bulut, Aemilian: Tarkan Çeper,
Phylax: Abdullah Alparslan, Odoaker: Gökhan Bulut, Yeğen:
Mehmet Dindaroğlu
Nedir Bu Friedrich'le Derdiniz?!
Diye bir soru gelebilir doğal olarak. 3 yıl önce gerçekleşmemiş
bir Babil'e Bir Melek İniyor projesi, geçen yıl Uyarca,
şimdi Büyük Romulus: Seneye de Fizikçiler ya da Göktaşı
belki de bu gidişle...
Geleceğe dair kurgular bir yana SHEM/TK olarak son yıllardaki
en önemli oyun seçme kıstasımız tartışmasız "iyi oyun
metinleri" oldu. Burada durup, bu oyun seçimi meselesini
daha da netleştirmek için, geçen yıl grubumuzla yapılan
bir söyleşinin bir bölümünü alıntılamak ihtiyacı hissediyorum.
"Her şeyden önce oynadığımız bütün oyunlar teatral yeterlilik
anlamında ustaca kaleme alınmış ve sanatsal yeterliliği
kolay kolay tartışılamayacak oyunlar. Dramaturjik bakışımızı
belirleyen ve kolayca vazgeçemeyeceğimiz temel bir izlek
var: Çıkışsızlık. Oynadığımız oyunlara ve izleklerine
baktığınızda genelde absürd gelenekten beslenen, fakat
kelimenin dar anlamıyla 'biz absürd tiyatro yapıyoruz'
yaftasını taşımayan metinler. Dünyaya baktığımız nokta
tam da bu kıyıdan şekilleniyor. Özetle dünyanın Beckett'in
deyimiyle 'İnsanın iki ayak üzerinde durmaya başladığı
günden beri karanlık' bir yer olduğu fikrini benimsiyor
ve karanlığı çözümlemeye çalışıyoruz."
Bu anlamda baktığımızda ve topluluğun dertlerini düşündüğümüzde
"Büyük Romulus" bize inanılmaz fırsatlar sunan bir metin
olarak karşımızda duruyurdu: Uzanmadan duramadık. Dürrenmatt,
bir dönem özellikle amatör tiyatroların ve üniversite
tiyatrolarının fazlasıyla üzerinde durduğu bir yazardı
ve gözlemlerime dayanarak söylüyorum; ortaya çıkan ürünler
pek de tatminkâr değildi. Her şeyden önce, sanırım yaşadığımız
coğrafyada, Dürrenmatt'a dair genel bir "kafa karışıklığı"
durumu hâkim. Biz Dürrenmatt üzerine, "eleştirel mi
yoksa nihilist mi?" diye tartışırken, onun muhteşem
oyun metinlerini gözden kaçırdığımızı düşünüyorum. Romulus'un
şu sözlerine dikkat!: "Azizim Odoaker, ben kader rolü
oynamak istedim, sense kaderinden kaçmak istedin. Sonunda
ikimizin de kaderi başarısız politikacılar olmak oldu.
(...) Ben Roma'nın idam hükmünü verdim, geçmişinden
dehşete düştüğüm için; sen Germanya'nın idam hükmünü
verdin, geleceği seni korkuttuğu için. Oysa ne olup
bitmiş olan, ne de bundan sonra olacak olanlar üzerinde
kudretimiz var. Bizim gücümüz sadece üzerinde hiç düşünmediğimiz
şimdiki zamana geçer ve onda da şimdi başarısızlığa
uğruyoruz."
Evet! Doğru tahmin ettiniz: Az sonra bir karanlık ve
boşluk hikâyesiyle daha yüzyüze geleceksiniz. Kimbilir
belki sizler de bu boşluktan yola çıkıp, bir kez daha
hayatın anlamını düşüneceksiniz. Bizlerse yine sahnenin
arkasında ışıkların kararmasını bekleyeceğiz: Daimâ!
|
|
|